Kanser Tedavisi

Kanser Nedir?

Kanser kısaca; “Hücrelerin DNA hasarları sonucu kontrolsüz çoğalmasıdır” şeklinde tanımlanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ) verilerine göre kanser küresel olarak ikinci önde gelen ölüm nedenidir ve 2020’de tahmini 10 milyondan fazla ölümden sorumludur. Küresel olarak, yaklaşık 6 ölümden biri, ülkemizde ise her 5 ölümden biri kanser hastalıklarından kaynaklanmaktadır. Erkeklerde en sık görülen türler akciğer, prostat, kolorektal, mide ve karaciğer kanseri, kadınlar arasında en yaygın kanser türleri ise meme, kolorektal, akciğer, servikal ve tiroid kanserleridir. Kanserden ölümlerin yaklaşık üçte biri başlıca 5 değiştirilebilir alışkanlıktan kaynaklanmaktadır:

  • Yüksek vücut kitle indeksi(şişmanlık),
  • Düşük meyve ve sebze alımı,
  • Fiziksel aktivite eksikliği, hareketsiz yaşam tarzı
  • Tütün kullanımı,
  • Alkol kullanımı.

Tütün kullanımı kanser için en önemli risk faktörüdür ve kanser ölümlerinin yaklaşık %22’sinden sorumludur.Kanserin tanımlayıcı bir özelliği, olağan sınırlarının ötesinde büyüyen ve daha sonra komşubölgeleri istila edebilen ve diğer organlara yayılabilen anormal hücrelerin hızlı bir şekilde çoğalmasıdır, son işlem metastaz olarak adlandırılır. Metastazlar, kanserden kaynaklanan önemli bir ölüm nedenidir.

 

Kansere ne sebep olur?

Bir kişinin genetik faktörleri ile aşağıdakiler dahil olmak üzere 3 dış etken kategorisi arasındaki etkileşimin sonucudur:

  • Ultraviyole ve iyonlaştırıcı radyasyon gibi fiziksel kanserojenler;
  • Asbest, tütün dumanı bileşenleri, aflatoksin (bir gıda kirleticisi) ve arsenik (bir içme suyu kirleticisi) gibi kimyasal kanserojenler,
  • Belirli virüsler, bakteriler veya parazitlerden kaynaklanan enfeksiyonlar gibi biyolojik karsinojenler.
  • Yaşlanma, kanser gelişimi için bir başka temel faktördür. Kişi yaşlandıkça hücresel onarım mekanizmaları daha az etkili olmaktadır.
  • Bazı kronik enfeksiyonlar kanser için risk faktörleridir. Düşük ve orta gelirli ülkelerde büyük önem taşır. 2012 yılında teşhis edilen kanserlerin yaklaşık%15’i, Helicobacterpylori, Human papillomavirüs (HPV), Hepatit B virüsü, Hepatit C virüsü ve Epstein-Barr virüsü dahil olmak üzere kanserojen enfeksiyonlara atfedilmiştir.

 

Fitoterapi

4. evre bir kanser hastasının dikkat çekici ifadeleri;
“Ömrüm bir yerde bitecek elbette ancak bunun kanserden dolayı olmayacağını hissettim ve savaştım. Kimse umudunu yitirmesin, savaşsın”.

Kanserin tedavisinde fitoterapi gibi tamamlayıcı tedavilerden de faydalanmak her geçen gün önemini artırmaktadır. Hastanın doğru beslenmesi ve tıbbi bitkiler ile mevcut tıbbi tedavisine destek vermek tedavideki başarı şansını oldukça yükseltecektir. İnsanoğlu tıbbi bitkiler hakkında binlerce yıllık kadim bir bilgi ve birikime sahiptir. Özellikle son 25 yıl içinde tıbbi bitkiler üzerinde sayısız araştırmalar yapılmış ve tıbbi bitkilerin DNA hasarının önlenmesinden yani daha başlangıçta kanserin oluşmasını engelleyici etkilerinden, uzak metastazların engellemesine kadar kanserin hemen her aşamasında etkilerinin olduğunu gösteren binlerce makale yayınlanmıştır. Tıbbi bitkiler üzerine yapılan çalışmalarda;

  • Antitümör etkiler selektif (seçici) bir özellik göstermekte, yani kanser hücreleri üzerine sitotoksik etki gösterirken normal doku hücrelerine zarar vermemektedir.
  • Kemoterapi ve radyoterapinin etkinliğini artırmakta, yan etkilerini azaltmakta ve kanser hücrelerinin direnç geliştirmesini engellemektedir.
  • Kanser hücreleri tarafından oluşturulan angiogenez (damarlanma) engellenip, tümörün büyümesi ve metastazı önlenmektedir.
  • Kemoterapi ve radyoterapiye direnç gösteren kanser kök hücrelerinekarşı sitotoksik etki göstermekte, onları apopitoz dediğimiz programlanmış hücre intiharına sürüklemektedir.
  • Bağışıklık sisteminden gizlenmek için değişik mekanizmalar kullanan kanser hücrelerini, bu mekanizmaları kırarak açığa çıkarıp, bağışıklık hücrelerimizin antikanser etkilerini işlevsel hale getirmektedir.
  • Tıbbi bitkilerin hemen hemen tamamının güçlü antioksidan ve serbest radikalleri temizleyici etkileri, başta kanser olmak üzere bütün hastalıkların tedavisinde bize katkı sağlamaktadır.
  • Kanser hücreleri içinde bulundukları bünyeye isyan etmiş, onu çok iyi tanıyan, zafiyetlerini bilen, ona göre taktikler geliştirip içerden ve dışarıdan aldığı desteklerle bünyeyi yok etmeye çalışan terörist askerler gibi çalışır. Tıbbi bitkiler ise sayısız şifalı özellikleri bünyesinde barındıran, kanser hücresinin bütün savaş taktiklerine karşı her türlü donanıma sahip gönüllü askerler gibi hareket etmektedir.
  • Hasta ağızdan beslenebildiği sürece, hastalığın her aşamasında tıbbi bitkilerden faydalanabiliriz. Fitoterapötik ürünler hem bir beslenme desteği, hem bağışıklığı güçlendirici özel gıdalar, hem de tedavi edici şifalı ajanlar olarak düşünülebilir. Klasik tıbbi tedavilerden istifade etme imkânı kalmadığı aşamalarda dahi fitoterapiden faydalanabiliriz.

Dünyaca tanınmış onkoloji uzmanı Prof. Dr. Umberto Veronici’nin(1925-2016) şu sözleri kanser hastalarına yaklaşımda çok önemlidir: “Hiç kimse, hiç kimseye ne kadar yaşayacağını söyleyemez. Ben 55 senedir bu meslekteyim ve çok fazla mucizeye tanık oldum. Eğer hasta iyileşmek isterse iyileşir.”

Batılıların Avicenna (Bilginlerin Hükümdarı) ismini verdikleri 1000’li yılların başında yaşamış olan İbn-i Sina(980-1037)’nın“Şifası olmayan hastalık yoktur, irade eksikliğinden başka”sözü ile yukarıda bahsi geçen 4. evre bir kanser hastasının ve Prof. Veronici’nin sözleri nasıl da birebir örtüşüyor değil mi?

Kanser hastası iyileşir mi?  Evet iyileşir, yeter ki hasta iyileşmek istesin.

 

Fitoterapist Dr. Şenol Şensoy